Otantiklik, bireyin gerçek benliğini, yeteneklerini, duygularını, düşüncelerini, isteklerini ve potansiyelini içinden geldiği gibi yaşama dökmesi olarak tanımlanır. Toplumun beklentilerinden, kurallarından, isteklerinden ve baskılarından sıyrılarak kendi beklentilerine ve değerlerine uygun doğal bir yaşam biçimlendirmek, otantiklik kavramını yansıtır.
Bu bağlamda, otantiklik için kullanabileceğimiz en uygun kelimenin "özgün olabilme cesareti" olduğunu düşünüyorum. Özgün olabilmek, iç gözlem yapabilme ve kendinin neyin motive ettiğini anlama yeteneğini içerir. Ancak, bu tür bir öz-bilgi, kişinin kabul etmek istemediği rahatsız edici gerçekleri veya zayıflıkları da ortaya çıkarabilir. Bu yüzden özgün olmak her zaman kolay bir seçenek olmayabilir. Örneğin, otantik bir birey geniş toplum kalıplarıyla anlaşmazlığa düşmeyi kabul edebilir ve bu, toplumsal onayı kaybetme riskini beraberinde getirebilir. Toplumun kabul ettiği beklentilerden sıyrılarak kendi içsel pusulasına yönelmek, bireyi bazen olumsuz sonuçlarla karşılaştırabilir. Ancak, en kıymetli kazanç, kişinin kendi olabilme özgürlüğüne kavuşmasıdır.
Peki, bizler nasıl daha özgün insanlar olabiliriz? Başlangıç olarak, birey “Ben kimim?”, “Beni ben yapan şeyler nelerdir?”, “Yaşamımda ne gibi rol ve sorumluluklarım var?”, “Ne yapmak istiyorum?” gibi sorularla öz farkındalık yolculuğunu ve benliğini keşif sürecini gerçekleştirebilir. Özgünlüğü geliştirmek devam eden bir süreçtir; kişi her yaşında ve yaşamın her döneminde kendi özgün yanlarını keşfedebilir. Değerlerimizi gözlemlemek, başlangıç için güzel bir adım olabilir. Hayatınızı hangi değerlere uygun yaşıyorsunuz? Bu değerlere uygun yaşamak için hangi değişiklikleri yapıyorsunuz? Bu sorular, bireyi kendi iç gözlemlerine döndürebilir.
Ayrıca, çocukluğumuzda geliştirdiğimiz inanç sistemlerini veya artık bize hizmet etmeyen yerleşik kalıpları incelemek de önemlidir. Çocukluğumuzdan mevcut olarak sahip olduğumuz inançların köklerini irdelemek ve bunlarla hala bir bağlantı kurup kuramadığımıza bakmak önemlidir.
Kernis ve Goldman (2006), oluşturdukları modelde otantiklik kavramını dört temel öğe ile açıklamışlardır. Bu dört temel öğe, otantikliğe giden yolda önemli yol göstericiler olarak kabul edilebilir: Farkindalik: Bireyin kendi duygu ve düşüncelerini fark etmesi ve bilmesi olarak ifade edilir. Bu bilgi, kişiyi motive etme yolunda önemlidir. 2. Tarafsızlık: Birey, kendisi hakkında değerlendirme yaptığında, sahip olduklarını çarpıtmaz veya abartmaz. Kendisini tarafsız olarak değerlendirir. 3. Davranış: Birey, kendi ihtiyaçlarına uygun davranır. Davranış amaçları çevresini memnun etmek değil, kendi değerleri ve inançları doğrultusunda hareket etmektir. 4. İlişki Uyumu: Bireyler yakın ilişkilerinde samimi ve gerçekçi davranırlar. Yani otantik varoluşlarını ve kendilerini ortaya koyarlar, sahte duvarlar örmezler.
Mevlana, yüzyıllar öncesinden bu çağa seslenmiş ve insanoğlunun kendisini olduğu gibi sergileyebilmesinin önemini vurgulamıştır. Bireylerin oldukları gibi görünerek ve göründükleri gibi olarak otantik bir yaşam sürmeleri, sosyal hayatta birlikte yaşamalarını kolaylaştıracaktır. Mevlana “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.” derken, aslında otantik olmaktan bahsetmektedir (Wood ve ark., 2008). Özetle, otantik yaşam kişinin kendine karşı dürüst olması ve kendi değer ve inançlarına göre yaşaması anlamına gelir (Wood ve ark., 2008).
Elbette ki, benlik inşa edilirken ötekilerden etkilenilecektir. Ancak, ötekilerin doğrularına göre kararlar almak ile o doğruları kişisel duygu ve düşüncelerin süzgecinden geçirdikten sonra karar almak arasında fark vardır. Kendin olabilme cesaretini gösterip özgün olabilmeniz dileğiyle.
Wood, A., Linley, P., Maltby, J., Baliousis, M. & Joseph, S. (2008). The authentic personality: A theoretical and empirical conceptualization and the development of the authenticity scale. *Journal of Counseling Psychology, 55*(3), 385-399.
Uzm. Kl. Psk. Nazlı Şerifoğlu Kaya